9 Mayıs Şans Topu Sonuçları Şanslı Numaraları öğren!

Mayıs 10th, 2012

9 Mayıs Şans Topu Sonuçları Şanslı Numaraları öğren!

Milli piyango İdaresi tarafından Düzenlenen Şans topu sonuçları açıklandı 09.05.2012 Şans Topu 5+1 sonuçları bu sayfada.İşte 9 Mayıs 2012 Şans Topu çekilişi sonuçları kazandıran numaralar…

Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü’nce düzenlenen Şans Topu oyununun bu haftaki çekilişinde 5 artı 1 bilen 4 kişi, 477 bin 485 lira 45′er kuruş ikramiye kazandı.

9 Mayıs Şans Topu Sonuçları; 6, 7, 8, 20, 28 + 7 olarak belirlendi…

Genel Müdürlük’ten yapılan açıklamaya göre, 5 bilen 22 kişi, 3 bin 142 lira 45′er kuruş, 4+1 bilen 289 kişi, 239 lira 30′ar kuruş, 4 bilen 3 bin 289 kişi, 28 lira 15′er kuruş, 3+1 bilen 9 bin 491 kişi, 12 lira 60′ar kuruş, 3 bilen 96 bin 388 kişi, 3 lira 30′ar kuruş, 2+1 bilen 89 bin 308 kişi, 3 lira 75′er kuruş, 1+1 bilen 290 bin 326 kişi, 2 lira 10′ar kuruş ikramiye alacak.

9 Mayıs 2012 Şans Topu Sonuçları Tıklayın!

569. haftasında çekilecek olan Şans Topu 5+1 çekilişi yine vereceği büyük ikramiyelerle hayalleri süslemeye devam ediyor. Şans Topu 5+1 – 569.hafta çekilişi sonuçlarını çekilişten hemen sonra an ve an http://www.sanstopusonuclari.com/ farkıyla öğrenebilirsiniz…

İstanbul Merter’de büyük yangın

Nisan 29th, 2012

İstanbul Merter’de bir alışveriş merkezinin karşısında büyük çaplı bir yangın çıktı.

Zeytinburnu’nda bir tekstil fabrikasında yangın çıktı. Alev alev yanan fabrikadan yükselen dumanlar, İstanbul’un birçok noktasından görüldü.

Zeytinburnu metro istasyonunun arkasında bulunan bir tekstil fabrikasında 08.30 sıralarında yangın çıktı.

Yangının büyümesi üzerine alevler fabrikayı sardı. Dumanlar İstanbul’un notasından yerinden görüldü. İstanbul itfaiyesi de alarma geçti. Çok sayıda itfaiye grubu söz konusu adrese sevk edildi.

Fabrika’nın altında kağıt deposu olduğu belirtildi. Söndürme çalışmaları sürüyor.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, tekstil deposunda çıkan yangınla ilgili olarak, “Bildiğim kadarıyla can kaybı ve yaralı yok” dedi.

Dört kişiyi kurtardı dolmuşa binip gitti

Nisan 29th, 2012

Adana’da, bir otelde aşçı olarak çalışan 29 yaşındaki Ömer Çakırkaş, Seyhan Nehri üzerindeki tarihi Taşköprü’den atlayarak intihara kalkışan Yasemin Kaymış ile onu sudan çıkarmaya çalışırken akıntıya kapılan üç genci son anda boğulmaktan kurtardı.

Adana’nın Seyhan ilçesinde dün 11.30 sıralarında Yasemin K. (19), araç trafiğine kapalı tarihi Taşköprü’nün ortasına gelip bir süre cep telefonuyla konuştu.

Genç kız, aniden elindeki çantasını yere bırakıp 1.5 metrelik korkuluk duvarını aşarak kendini boşluğa bıraktı.

Yasemin K.’nin sulara gömüldüğünü gören 3 genç, kurtarmak için peşinden suya atladı. Yasemin K. ve üç genç akıntılı suda sürüklenirken, yolda ilerleyen dolmuşta bulunan aşçı Ömer Çakırkaş (29), yardım çağrılarını ve suda sürüklenenleri fark etti.

İşe gidiyordu, çığlıkları duyup indi

Hemen minibüsü durdurup inen Çakırkaş da suya atladı. Önce baygın haldeki Yasemin K.’ye ulaşarak genç kızı kıyıya getiren Çakırkaş, tekrar suya girerek, su üstünde kalmaya çalışan gençleri sakinleştirip birlikte sudan çıkmalarını sağladı.

Olay yerine gelen sağlık ekibi, baygın haldeki kızı ambulansla hastaneye götürdü. İşe giderken tesadüfen gördüğü 4 kişinin hayatını kurtaran Çakırkaş, “Bir otelde aşçıyım. Yaptığım, o anda her insanın yapabileceği bir davranış. Su soğuk olduğu için şoka girmişlerdi. Yüzerek kıyıya çıkardım” dedi ve ıslak elbiseleriyle kalabalığın arasına karışıp tekrar dolmuşla işinin yolunu tuttu.

Hakkari’de çok sayıda gözaltı var

Nisan 29th, 2012

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 11 Eylül 2011 tarihinde terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen saldırıda, örgüte yardım ve yataklık yapan 14 kişi gözaltına alındı.

Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı üzerine Şemdinli İlçe Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Ekipleri eş zamanlı bir operasyon başlattı. İlçenin mahalle ve köylerinde sabaha karşı yapılan evlere düzenlenen operasyonlarda, örgüte yardım ve yataklık yaptıkları iddiasıyla 14 kişi gözaltı na alındı. 14 şüphelinin ilçe emniyetindeki sorgularının ardından Van’a gönderilecekleri bildirildi.

Terör örgütü, 11 Eylül 2011 tarihinde akşam saat 22.00 sularında Şemdinli İlçe Emniyet Müdürlüğü, İlçe Jandarma Komutanlığı, Şemdinli Polis Noktası ve Şemdinli 3. Taktik Tugay Komutanlığı’na eş zamanlı saldırı düzenlemişti. Çıkan çatışmalarda bir polis ve bir asker şehit olmuş, 4 vatandaş hayatını kaybetmiş, 6 asker ile 6 sivil yaralanmış; 2 terör ist de öldürülmüştü. Ayrıca 30 ev ve 20 araçta maddi hasar meydana gelmişti.

Lise öğrencisine silah zoruyla tecavüz

Nisan 29th, 2012

Lise öğrencisi iki kızdan birine silah zoruyla 3 yıldır tecavüz ettiği, diğerine ise tacizde bulunduğu ileri sürülen 42 yaşındaki servis şoförü S.B. tutuklandı.

Umurlu Beldesi’nden Aydın’daki bir liseye servis aracıyla öğrenci taşıyan S.B., iki hafta önce kız öğrencilerden 16 yaşındaki A.G.’ye, iddiaya göre elle tacizde bulundu. Evli, iki çocuk babası S.B., kendisine karşı koyan A.G.’yi tabancayla tehditetti. Tesadüfen servis aracında yaşananları gören başka bir öğrenci durumu okul müdürüne anlattı.

Okul müdürü, konuyu araştırması için rehber öğretmeni görevlendirdi. Rehber öğretmenin görüştüğü öğrencilerden 16 yaşındaki H.K. da 3 yıldır servis şoförü S.B.’nin silah zoruyla tecavüzene uğradığını anlattı. Bunun üzerine okul yönetimi, durumu polise bildirdi.

Polis, şikayet üzerine S.B.’nin servis minibüsünü Umurlu Beldesi çıkışında durdurdu. S.B., gözaltına alındı. Servis minibüsünde yapılan aramada ruhsatsız bir tabanca ile iki av tüfeği ele geçirildi. S.B., polisteki ifadesinde suçlamaları kabul etmeyip, susma hakkını kullandı. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen S.B., tutuklandı.

Tunceli’de PKK’ya ağır darbe

Nisan 29th, 2012

Tunceli’de teröristlerce kullanılan 2 sığınak ve 1 depo tespit edildi.

Tunceli Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’nca 26 Nisan 2012 günü saat 09.30 sıralarında, Ovacık ilçesi kırsal alanında icra edilen operasyonda, teröristler tarafından kullanılan 2 sığınak ve 1 depo tespit edildiği, bu alanlarda yapılan aramalarda silah, mühimmat ve çeşitli malzemeler ele geçirildiği belirtildi.

Açıklamada, sığınakların ve deponun içerisinde 1 büyük sabit telsiz, 2 el telsizi, 1 güneş enerjisi ve paneli, 1 gece görüş dürbünü, 2 gündüz görüş dürbünü, 1 televizyon, 1 uydu alıcısı, 2 radyo, 1 DVD okuyucu, 2 kart okuyucu, 2 kaset, patlayıcı yapımında kullanılan 25 kilogram amonyum nitrat, 1 ampermetre, 1 cep telefonu bataryası ile muhtelif giyim ve yaşam malzemesi ele geçirildiği kaydedildi.

Sığınakların ve deponun ebatları hakkında bilgilerin de verildiği açıklamada, deponun 40, sığınaklardan birinin 100, diğerinin ise 2 metrekare olduğu bildirildi.

Teröristleri ‘YAK’laştırmayacak

Nisan 23rd, 2012

Bir Türk şirketi tarafından tasarlanan Yüksel Atış Kulesi (YAK), güvenlik personelinin en güçlü silahı olacak.

Bir Türk şirketi tarafından tasarlanan uzaktan komutalı gözetleme ve atış platformu Yüksel Atış Kulesi (YAK), terör saldırılarında zırhlı araçlardaki güvenlik personelinin en güçlü silahı olacak.

Zırhlı araçların üzerine monte edilen YAK, sensörleri sayesinde hareket halindeki hedefleri belirleyecek, üzerindeki makineli tüfek ve bombaatar silahlarıyla teröristleri zırhlı aracın yanına yaklaştırmayacak.

Yüksel Savunma Sistemleri AŞ Yönetim Kurulu Murahhas üyesi Hayri Esen, uzaktan komutanın yanı sıra manuel olarak da kullanılabilen YAK’ın, elektro-optik kamera sensörleri ve lazerli mesafe ölçme cihazı sayesinde gece, sisli ve karlı her türlü koşulda hareketleri tespit ettiğini, ayarlanmış rotalarda otomatik gözetleme yapabildiğini belirtti.

İstanbul Barosu’nun karanlık icraatları

Nisan 23rd, 2012

Ergenekon sanıklarını savunan, karar aşamasına gelen Balyoz davasını basan, yargıyı kilitleyen İstanbul Barosu’nun bu yaptığı ilk icraat değilmiş!

Celal Bayar’ın torunu Prof. Naskali, son dönemde hukuk dışı eylemleriyle gündeme oturan İsranbul Barosunun tarihi sabıkasını açıkladı.

Ergenekon sanıklarını savunan, karar aşamasına gelen Balyoz davasını basan, avukat atamayarak yargıyı kilitleyen İstanbul Barosu ‘nun 27 Mayıs darbesinde de benzer bir tavır sergilediği ortaya çıktı.

Celal Bayar’ın torunu Prof. Emine Gürsoy Naskali, “Baroya kayıtlı avukatların Yassıada ‘daki DP ‘lilere avukatlık yapmasını yasaklamış ve avukatların barodan ihraç edileceğini açıklamışlardı” dedi.

Karar aşamasına gelen Balyoz davasını 12 avukatla basan ve mahkemenin talebine rağmen avukat atamayarak yargıyı kilitleyen İstanbul Barosu’nun 27 Mayıs darbesinde de benzer bir sabıkasının bulunduğu ortaya çıktı.

Yassıada’da müebbet hapis cezasına çarptırılan Celal Bayar’ın torunu Prof. Emine Gürsoy Naskali, “27 Mayıs’ta da İstanbul Barosu, baroya kayıtlı avukatların Yassıada’daki DP’lilere avukatlık yapmasını yasaklamış ve avukatların barodan ihraç edileceğini açıklamıştı” dedi.

Ergenekon sanıklarına verdiği destek nedeniyle ‘darbeci baro’ eleştirisi yöneltilen İstanbul Barosu Balyoz davasında da devreye girmişti. Baro Başkanı Ümit Kocasakal ve 11 avukatla duruşmaya gelen İstanbul Barosu, yargıya yönelik ağır ithamlarda bulunmuştu.

365 sanıklı davada sanık avukatları duruşmaya girmeyerek kararı engellerken baro, mahkemenin talebine rağmen avukat atamayarak bu girişime arka çıkmıştı.

Baro’nun bu eylemine Yassıada sanıklarından 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın Torunu Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali’den çarpıcı bir eleştiri geldi.

İstanbul Barosu’nun geçmişte de darbe yanlısı icraatının olduğunu hatırlatan Naskali, “27 Mayıs’ta İstanbul Barosu, baroya kayıtlı avukatların Yassıada’daki Demokrat Partililere avukatlık yapmasını yasaklamıştı. Ayrıca avukatlık yapanların barodan ihraç edileceğini açıklamıştı. Baro’nun hukuk sabıkası var” dedi.

MAHKEMEYİ ETKİLEME GİRİŞİMİ

Naskali, Yassıada’da Türkiye’nin her yerinden avukatların bulunduğunu ancak İstanbul’un ayrı bir öneme sahip olduğunu öne sürdü. Naskali; “İstanbul’un seçilmesinin sembolik bir önemi vardı. Nitekim en önemli sanıkların avukatları İstanbul Barosuna kayıtlıydı.

Yani İstanbul’u baskı altında tutmak aslında mahkemeyi baskı altına almak anlamına geliyordu” ifadelerini kullandı.

Baronun geçtiğimiz günlerde Balyoz sanıklarına lehine bulundukları girişimi ‘mesleki inkar’ olarak değerlendiren Naskali, şöyle devam etti: “Siyasi olduklarını o dönemde olduğu gibi bu dönemde de gösteriyorlar. Dünya literatüründe olmayacak bir davranış içindeler.

Hukuk tarihinde buna benzer vakalara rastlamak zor. Dünyanın neresine giderseniz gidin Baro’nun bu kadar siyasete angaje olduğunu göremezsiniz. Böylesi kararlar alınması hukuk yönünden sabıka niteliği taşıyor. Hukuk dışına çıktıklarının resmidir.”

BİLGİ EDİNMEYE ENGEL KOYUYORLAR

Naskali İstanbul Barosu’ndan geçmişe ait bilgilere ulaşmanın çok zor olduğunu belirerek, “Eskiye yönelik kararlarına bilgi edinme yasasına göre ulaşmak mümkün değil.

Her nedense buna bir set çekmişler. Özellikle Yassıada yargılamaları döneminde alınan kararlara ulaşmak imkansız” açıklamasında bulundu.

Fişlemelerle ilgili yeni belgelere ulaşıldı

Nisan 23rd, 2012

Şüpheli şekilde hayatını kaybeden Albay Çillioğlu’nun oğlu Gökhan Çillioğlu’nu yasa dışı dinleyen ekibe yönelik aramalarda önemli bilgilere ulaşıldı.

Düzce İl Jandarma Komutanlığı’nda yapılan aramalarda, polis, bürokrat ve işadamlarını da kapsayan 2011-2012 tarihli yeni fişleme belgelerinin bulunduğu belirtiliyor.

Tunceli İl Jandarma Komutanlığı görevini yürütürken şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Albay Kazım Çillioğlu ile ilgili dava ilginç bir boyut kazandı. Çillioğlu’nun oğlu Gökhan Çillioğlu’nun telefonlarının yasa dışı dinlenmesine ilişkin gözaltına alınan 1′i emekli, 7′si muvazzaf 8 kişi geçtiğimiz günlerde tutuklanmıştı. Aralarında Düzce İl Jandarma Komutanı Turhan Y.’nin de bulunduğu şüphelilerin ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda önemli bilgi ve belgelere ulaşıldı. Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nın, Düzce İl Jandarma Komutanlığı’nda yaptırdığı aramada Gökhan Çillioğlu’na yönelik dinleme kayıtları ele geçirildi. Bunun yanı sıra Düzce’de polis, bürokrat ve işadamlarını da kapsayan 2011 ve 2012 tarihli yeni fişleme belgelerinin de bulunduğu belirtiliyor. Tutuklanan isimlerden Tuğrul Z. ile ilgili de önemli bilgiler ortaya çıktı. Düzce İl Jandarma Komutanlığı’nda teknik büro amiri olarak görev yapan Tuğrul Z.’nin 2008-2010 tarihleri arasında Erzincan 3. Ordu Komutanlığı’nda istihbarat astsubayı olduğu bilgisine ulaşıldı. Tuğrul Z.’nin Erzincan’da görev yaptığı süre zarfında dönemin Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in de yargılandığı Ergenekon davası ekibiyle irtibatlı olduğu öne sürülüyor.Turhan Y. ile birlikte tutuklanarak cezaevine gönderilen istihbarat astsubaylardan Tuğrul Z. ile ilgili de önemli bilgiler ortaya çıktı. Halen Düzce İl Jandarma Alay Komutanlığı’nda Teknik Büro amiri olarak görev yapan Tuğrul Z.’nin Düzce’ye tayin olmadan önce 2008-2010 tarihleri arasında da Erzincan merkezdeki 3. Ordu Komutanlığı’na bağlı İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde istihbarat astsubayı olduğu bilgisine ulaşıldı. Şüphelinin ayrıca Erzincan’da görev yaptığı süre zarfında halen CHP’de milletvekilliği yapan dönemin Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in de yargılandığı Ergenekon davası ekibiyle irtibatlı olduğu öne sürülüyor. İstihbaratçı astsubayın, İrtica İle Mücadele Eylem Planı’nın Erzincan’da uygulandığı iddiasıyla başlatılan soruşturmada, düzmece senaryolarla İsmailağa cemaatine yönelik operasyonlardaki jandarma ayağı olduğu iddia ediliyor.

Şüpheliyle ilgili bilgiler, Erzincan iddianamesinde ifade veren gizli tanık 1′in bilgilerinde de yer alıyor. Gizli tanığın iddianameye giren ifadelerinde şu çarpıcı iddialar yer almıştı: “Ben jandarma istihbaratta görevliyim. Erzincan ilinde edindiğim bilgi ve izlenim neticesinde öğrendiğim kadarıyla Erzincan Başsavcısı’nın (İlhan Cihaner) sürekli talimatı olmuş. Erzincan Başsavcısı’nın talimatlarını istihbarat şube müdürü Nedim Binbaşı’ya verdiğini ve onun üzerinden işlemlerini takip ettiğini biliyorum. Erzincan’da ASAF’ta geçtiğimiz yıl görevli olan ve daha sonra bu görevden alınarak Erzincan’a bağlı Çağlayan Karakolu’nda görevlendirilen Serkan uzman çavuş her iki cemaate yönelik teknik dinlemelere ve operasyonlara bizzat katılmıştır. Serkan Uzman’ın Erzincan’daki illegal olarak yapılan emirler ve toplantılar ile ilgili ayrıntılı bilgisi vardır. Ayrıca, 2008-2009 yılında ASAF’ta Tuğrul Astsubay ve bir uzman çavuş (şu anda Düzce’de görev yapmakta, ismi Volkan olabilir) yine Serkan Uzman gibi olaylara ayrıntısı ile vâkıftırlar. Tuğrul Başçavuş görevden ayrılmadan önceki son gün bana “Cemaatlere yönelik çalışmayı biz başlattık. Ancak sonra bizden çıktı. Bizzat Başsavcı (Cihaner) talimat veriyordu, biz de yapıyorduk.”

Erzincan bağlantısı

Düzce İl Jandarma Komutanı Turhan Y., Gökhan Çillioğlu’nu yasa dışı dinlenmesi kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Onunla birlikte tutuklanan isimler arasında yer alan Tuğrul Z. ile ilgili ulaşılan bilgiler ise dikkat çekici. Daha önce Erzincan’da istihbarat subayı olarak görev yapan Tuğrul Z.’nin cemaatlere yönelik düzmece senaryolarda yer aldığı belirtiliyor.

İstanbul’da oturanlar büyük faciadan döndü

Nisan 23rd, 2012

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, üç gün önce Marmara’da yaşanan fırtınayla ilgili konuştu.

İstanbul’u yıkıp geçen fırtına sırasında Boğaziçi Köprüsü’nün kapatılmasıyla büyük bir felaketin eşiğinden dönülmüş.

Bakan Yıldırım, fırtına süresince köprünün kapatılmasıyla ilgili, “Köprüyü kapatmak zorunda kaldık, kapatmasaydık bir rezonansa girsek, Allah göstermesin, üzerinde yüzlerce binlerce araç ve insan…” dedi.

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) tarafından düzenlenen toplantıda ekonomi gazetecileriyle bir araya gelen Yıldırım, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ’NÜN KAPATILMASI

Bakan Binali Yıldırım, Boğaziçi Köprüsü’nün geçtiğimiz gün meydana gelen fırtınada ulaşıma kapatılmasıyla ilgili bir soru üzerine de şunları söyledi:

“Köprülerin bir emniyetli çalışma şartları var. Belirli bir rüzgar yüküne kadar köprü çalışır. Belli bir rüzgar yükünden yukarı kapatmak gerekir. Burada 128 km oldu. Kapatmak zorunda kaldık. Kapatmasaydık bir rezonansa girsek, Allah göstermesin, üzerinde yüzlerce binlerce araç ve insan… Onların emniyetini tehlikeye atamazdık. Bu bir tedbirdir. Bu tedbir havacılıkta da var. Yan rüzgar filan değerin üzerine çıkarsa kalkmaz gibi tedbirler var. Bunlar emniyete yönelik tedbirlerdir. Her araç için uygulanan standartlardır.”

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 3. Köprü ve bağlantılı karayolu ihalesine ilişkin, “Proje, finanse edilebilir, daha kısa sürede yapılabilir hale geldi ve dolayısıyla da teklif geldi” dedi.